— George Orwell
(Source: ennivecivokke, via gitarafisildayanadam)
Forget the world under a blanket.
Sıkıcı günler.
Evde yalnızım.
Kediciklerim ve international organizations ödevim dışında demek istiyorum.
Annem benden sosyal bir kadın olduğu için arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. İnsanlar yaşlanınca değerini anlıyor sanırım bazı şeylerin. Yoksa ayda bir buluşmalarının ve bunu öve öve anlatmayı bitirememelerinin bir anlamı olmalı.
Tuğçemle kaç ay oldu görüşemedik. Telefonla arayı kapatmaya çalışıyoruz. O bana anlattığı haberlerle beni benden alırken, ben de yaptığım yorumlarla olaylara renk katıyorum. Lisedeki zamanlarımızla benzer tepkilerimiz. “Ay bi sus bitmedi daha.”, “Gene su koyuyorsun ama bak derse gircem şimdi.”, “Ciddi olamazsın.”. Şimdi burada olsaydı gidip bir yerlere önce deliler gibi yemek yer, sonra da üzerine kahve içip onun bana yıktığı falla eğlenirdik. Sonra konu lise son’da baktırdığımız fala gelirdi. Hani şu benim “Bi bakiyim fincana, görsem tanırım.” dediğim uzun boylu kumral adama. Kumral mıydı cidden? Anımsayamadım şimdi.
Bu aralar Günerle koptuk. Neden bilmiyorum, bir zamanlar Güner’de düzenli olarak olan bir şeydi iletişimimizden kopmak. Zaten pek dışarda buluşup aktivite yapan insanlar değildik.
Evden çıkmayı o kadar istemiyorum ki -zaten saçlarım aslan yelesi formunda- yatağıma yapışmış haldeyim. Aslında kendime yemek yapacak halim bile yok ama kendimi bu kadar şımartmayayım dedim. Hem bu güzel bir deneyim olabilir. En azından biraz hareketlenebilirim.
Yakın bir zamanda tekrar resme dönüyorum.
Bazen, yazıdan çok daha fazla şey anlatıyor.
Hepinizi ısırırım, acımam.
(Source: masked-muchacho, via karameldunya)
N. bir arkadaş mı, yoksa bir düşman mı? - Aklımın Oyunları
“Bu hayatta benim için en zor olan şey ne biliyor musun?” dedim. Dikkati dağılmıştı. Denize taş atıyorduk ve beni geçmeye çalışıyordu.
“Neymiş?”
“Güven. Birine güvenmek. Çünkü insanlar her zaman güvenini kıracak bir şeyler yapıyorlar. Aldatmıyor ama aldatma olasılığı olan eylemler içinde bulunuyor. Sevdiğini söylediği yüreğimi paramparça ediyor.”
Taşını daha ileri attı, sessizliğini bozmadı. Gün batımına bakıp yüzüne düşen saçlarının arasında seçtiği kızıl manzaraya dalmıştı.
“İnsanlar paradoks gibi. Hiçbir zaman söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmaz. Beklenti içine girmediğin ve onlardan tarafa bakmadığın sürece seni inciltecek bir şey yapsalar bile benliğinin kalın duvarlarından geçemeyecek. Ben genelde öyle yapmaya çalışıyorum. Yani yönetimde olduğum zamanlarda.”
Durdum.
Aynı beden içerisinde iki farklı karakter. İsimlerimiz bile farklıydı. Biri ona bana koyulan isimle seslendi mi cevap vermek istemiyor, bambaşka bir davranış kalıbına bürünüyordu. Birbirimize kızdığımız da ikimiz açısından da kabul gören bir gerçekti. Çünkü birbirimizden beklentilerimiz farklıydı. Ben N.’den(isminin açıklanmasını istemiyor) daha yumuşak başlı ve sabırlı olmasını istiyordum. O ise benden daha vurucu ve sert olmamı istiyordu. İşin garip yanı N. çocukluğumdan beri benimleydi. Ama her zaman yönetimde olan bendim. Ondan daha mantıklı olduğum için ya da sahte karakter olan ben olsam da sistemli düşündüğüm için.
Psikiyatristime son zamanlarda N.’in hiç görünmediğini söylemiştim.
Halbuki uykuya yattığını ve bunun geçici bir durum olacağını biliyordum.
Onu dışarıda tutabilecek kadar zamanım var mı bilmiyorum.
Olur da o yönetime gelirse,
Sanırım onun otoritesi altında hiçbirimiz yaşamak istemeyiz.
p.s.: Taş atma oyunumuzun galibi kimse olmadı. N. son anda yarışı bıraktı.
Anonymous asked: kaç yaşındasın ?
Ruhum eski olmakla birlikte beden yaşım 22.

